
Kavuk’un Yolculuğu
Osmanlı döneminde giyilmiş olan ve birçok türü bulunan pamuktan yapılmış üzerine sarık dolanan erkek başlığıdır kavuk. Döneminde padişahların, vezirlerin kullandığı bu erkek başlığı sıradan kumaştan bir başlıktır aslında. Bu başlığı özel kılan durum ise geleneksel Türk tiyatrosunun temsilcisi tuluat tiyatrosunun en tanınmış isimlerinden Kel Hasan Efendi’nin kavuğudur.
Kel Hasan Efendi’nin kavuğu geleneksel Türk tiyatrosunun bir nişanesi haline gelmiş ve günümüzde de devam etmekte olan kavuk ilk olarak İsmail Dümbüllü’ye, ondan Münir Özkul’a, Münir Özkul’dan, Ferhan Şensoy’a ve son olarak da Rasim Öztekin’e emanet edilmiştir. Kel Hasan Efendi’nin kavuğu daha çok İsmail Dümbüllü den bilinmektedir.
Peki, geleneksel Türk tiyatrosunun nişanesi olan kavuğun ilk sahibi olan Kel Hasan Efendi kimdir?

Kel Hasan Efendi 1874 tarihinde doğan 1929 yaşamını yitiren tuluat oyuncusu ve tiyatro yöneticisidir. Bazı kaynaklarda doğum tarihi 1874 ölüm tarihi 1925 olarak da geçmektedir. Kel Hasan Efendi fakir bir ailenin çocuğu olarak Kadıköy’de yoğurtçuluk yaparken hevesli olduğu tiyatroya başladı. Henüz küçük bir çocukken ünlü komik Abdürrezzak Efendi’nin rollerinin neredeyse tümünü ezberlemişti. Sahneye ilk kez Küçük İsmail yönetimindeki tiyatronun Kadıköy Kuşdili’ndeki gösterileri sırasında çıktı (1893). Başrolde oynamak istemesine karşın bu rolü Abdürrezzak Efendi’nin oynaması üzerine ikinci komik olarak nitelendirilen külhanbeyi rolünü üstlendi. Bu konumunu sürdürmek istemedi; Abdürrezzak Efendi’yle tartışarak topluluktan ayrıldı. Kendisiyle birlikte topluluktan ayrılan Agâh Efendi’yle Şehzadebaşı’nda Hayalhane-i Osmani Kumpanyası adlı bir tiyatro topluluğu kurdu. Topluluğa Külhanyanve Papazyan’dan başka kanto için Küçük Eleni de alındı. Kel Hasan, Mardiros Mınakyan’ın o günlerde çok tutulan dramlarına karşılık sürekli komedi sahneledi. II. Abdülhamid döneminde Abdi Efendi’nin saraya alınması üzerine tuluat tiyatrosu alanında rakipsiz kaldı, ünü yaygınlaştı.
İkinci meşrutiyet’ten (1908) sonra yaygınlaşan batı ağırlıklı tiyatro çalışmalarına ayak uyduramadı. Bir ara Burhanettin Tepsi ve Naşit Özcan’la birleştiyse de eski başarısına ulaşamadı. 1925’e senesine kadar sahnede kaldı. Tuluat tiyatrosunun en tanınmış oyuncularından olan Kel Hasan, özellikle canlandırdığı ibiş tipiyle halkın beğenisini kazandı. Abdürrezzak Efendi’nin yarattığı bu tiplemeyi, kısık sesine karşın keskin zekâsı ve hazırcevaplığıyla uzun yıllar yaşattı. Saçı olmadığı için “kel” lakabıyla anılan Hasan Efendi eski tip oyunların yanı sıra yeni tip oyunlara da ağırlık verdi. Başına yırtık bir fes giyer, kaşlarını siyaha, burnuyla yanaklarını kırmızıya boyar; sırtında İstanbuliniyle (bu kıyafeti ustası Abdürrezzak Efendi’den almıştı), sahneye çıkmadan boş bir gaz tenekesini sahneye fırlatır, ardından elinde bir tavan süpürgesi, başında yırtık bir fes ve üzerinde renkli bir giysiyle kendisi belirirdi.





Bir yanıt yazın